Siyaset sadece makamlarla değil, o makamları dolduran şahsiyetlerin "kumaşıyla" anlam kazanır. Gündemdeki görev değişimleri arasında özellikle iki isim, hem geçmişleri hem de duruşlarıyla dikkatimi çekiyor ve beni gelecek adına umutlandırıyor.
Öncelikle Yeni İçişleri Bakanı'ndan bahsetmek isterim. Hakkında duyduklarım ve ilk izlenimlerim beni ziyadesiyle heyecanlandırdı. En güvendiğim dostların ve şahitlerin ifadelerine göre; kendisi çok parlak bir İmam-Hatip geçmişine sahip. Ancak onu asıl tanımlayan şey, tam anlamıyla "Anadolu'nun ruhu" diye tavsif edilebilecek o has kumaşa sahip olması. Halk tabiriyle "adam gibi bir adam."
Görev teslimi sırasında kurduğu o ilk cümleler, sadece bir bürokratın değil, davası olan bir devlet adamının sözleriydi. Bir hafız olması ise bu portreyi benim gözümde çok daha anlamlı ve derin kılıyor. Arap dünyasında sıkça kullanılan o meşhur meseli hatırlamamak elde değil: "Başlangıcı parlak olanın sonu da parlak olur." İnşallah bu parlak başlangıç, ülkemiz adına büyük ve hayırlı başarılarla taçlanır.
Eğitimde "En İyi" Dönem mi Başlıyor?
Diğer yanda ise mesleğim ve ilgi alanım gereği çok daha yakından takip ettiğim bir isim var: Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin.
Şahsi kanaatimi hiç sakınmadan, net bir şekilde ifade etmek isterim: Sayın Tekin, ülkemizde gelmiş geçmiş en iyi Milli Eğitim Bakanı'dır. Bu iddialı cümleyi kurmamın sebebi sadece akademik kariyeri değil; aldığı kararlar, sergilediği dik duruş, sahip olduğu ufuk ve ortaya koyduğu vizyondur. Eğitim camiasının ihtiyaç duyduğu kararlılık tam olarak budur.
Rabbim her iki bakanımızın da yollarını açık etsin. Omuzlarındaki ağır yükü hafifletsin, işlerini kolaylaştırsın ve başarılarını daim eylesin.
Not: Bu değerlendirmeyi, özellikle kendi mesleğim ve ilgi alanıma giren iki bakanımızla sınırlı tutmayı tercih ettim. Zira en doğru söz, bildiğin yerden söylenen sözdür.
