Konya Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | konyahaberi.com
2026-01-30 00:16:47

"Azize Beni Yeniden Müslüman Etti": Berlin'den Yaşanmış Bir Hidayet Öyküsü

Mehmet KAÇAR

mkacar@konyahaberi.com 30 Ocak 2026, 00:16

1991 yılının Nisan ayıydı. Berlin İslami İlimler Okulu’nda görev yaparken telefonum çaldı. Hattın diğer ucundaki kadın sesi, heyecanlı ama kararlı bir şekilde Müslüman olmak istediğini söylüyor, bu konuda kendisine rehberlik edecek birini arıyordu. Bu telefon, sadece bir kişinin din değiştirmesine değil, yıllar sonra şahit olacağım muazzam bir dönüşüm hikayesine de kapı aralayacaktı.

Doğu Berlin'den Çöp Kamyonuyla Kaçış ve Ezanın Büyüsü

Randevulaştığımız gün, Almancası çok iyi olan ve dini birikimine güvendiğim bir öğrencimi (Rahmetli Ahmet Küçük abimizin kızı) yanıma alarak Berlin'in Wedding semtine gittik. Bizi Claudia ve erkek arkadaşı İzmirli Bilal karşıladı.

Claudia’nın hikayesi filmlere konu olacak cinstendi. Doğu Almanya'dan üç çocuğuyla birlikte bir çöp kamyonunun kasasında saklanarak Batı'ya kaçmayı başarmıştı. Özgürlük arayışı onu önce Batı Berlin’e, sonra Bilal ile tanışmaya götürmüştü. Ancak asıl ruhsal özgürlüğü, Bilal ile gittiği İzmir tatilinde bulacaktı.

İzmir semalarında yankılanan Ezan-ı Muhammedî'yi duyduğunda gözyaşlarını tutamamış, Bilal’e "Bu nedir?" diye sormuştu. Bilal’in "Müslümanları Allah’ın huzuruna çağıran davet" açıklaması ve ardından bir kitapçıdan aldıkları Hz. Mevlâna kitabı, Claudia’nın kalbindeki kilidi açmıştı. Almanca Kur’an meali okumuş ve ruhunun aradığı limanın İslam olduğunu anlamıştı. O gün şehadet getirerek Azize ismini aldı. Kendi hür iradesiyle artık bir Müslümandı.

Bir İmtihan: Sonradan Müslüman Olanın, Doğuştan Müslüman Olana Sabrı

Azize İslam’ı seçmişti ancak önünde zorlu bir imtihan vardı: Eşi Bilal.

Bilal, kimlikte Müslüman olsa da yaşantısında alkol, kumar ve zina gibi İslam'ın yasakladığı alışkanlıkların içindeydi. Azize (eski adıyla Claudia), İslam’ı öğrenip yaşamaya çalışırken, Bilal’in bu hali büyük bir tezat oluşturuyordu. Azize sık sık dert yanıyor, ben de Bilal ile konuşup nasihat ediyordum. Ancak Bilal, "Ben zaten Müslümanım" diyerek bildiğini okumaya devam ediyordu.

Azize’ye sabretmesini, dua etmesini, eğer dayanamazsa boşanma hakkı olduğunu hatırlattım. Ancak o, İslam Federasyonu'nun derslerine devam etti, dinini kaynağından öğrenmeyi sürdürdü ve pes etmedi.

Yıllar Sonra Metroda Gelen İtiraf

Aradan üç yıl geçmişti. Bir gün Berlin U-Bahn (metro) hattında yolculuk yaparken karşımda şalvarlı, sarıklı, yüzünde huzur olan bir adam gördüm. Bana tebessümle bakıyordu.

"Hocam beni tanıdın mı?" dedi. Tanıyamamıştım. "Ben Azize’nin kocası Bilal," dedi ve ekledi: "Tövbe ettim hocam. Artık o eski hayattan eser yok. Yeniden doğmuş gibiyim."

Bilal'in anlattıkları, hidayetin ne kadar güçlü bir tesir olduğunu kanıtlıyordu. Azize, sadece kendi Müslümanlığını yaşamakla kalmamış, sabrı ve yaşantısıyla kocasını da bataklıktan kurtarmıştı. Bilal’in şu sözleri hafızama kazındı:

O gün metroda gülüşerek vedalaştık. Bir Alman kadının İslam’a girişi, sadece kendi kurtuluşu olmamış, savrulan bir Müslüman gencin de özüne dönmesine vesile olmuştu. Allah yollarını daim eylesin.

.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.